24/7 Destek +90 530 233 81 82

Genel

Patara

Patara, Antalya-Muğla il sınırını çizen Eşen Çayı'nın doğusunda, Kaş ilçesine bağlı Gelemiş Köyü sınırları içinde konumlanır. Batı Likia'nın Dünya'ya açılan deniz kapısı olan kent, karaya doğru 2 km girenbir halicin iki yanında yapılanmıştır. Patara'yı kuran Lykialılar, Tremilae ya da Termilae adıyla bugünkü Dirmil'de (Burdur) yurtlanmışlardır; Herodot'un yazdığı gibi Girit'ten gelmemişlerdir. Ülkelerine kendi özgün dillerinde Trmis, kendilerine de Lykialı anlamında Trmili derlerdi ve Anadolu'nun bilinen en eski dillerinden Luvice'ye akraba yerli bir dil konuşurlardı.

Patara'da ele geçen arkeolojik bulgularla kentin tarihi Erken Tunç Çağı'na inmektedir. Kentin adının geçtiği en erken yazılı belge ise, Yalburt'taki MÖ 13. yüzyıla tarihlenen kaynak tapınağının Luvice hieroglif yazıtıdır. Burada Hitit Büyük Kralı IV. Tuthaliya, Lukka Ülkesi'ndeki seferlerini anlatmakta ve 'Patar Dağı önünde adaklar ve armağanlar sunduğunu, steller diktiğini ve kutsal mekanlar' yaptığını söylemektedir.

Tepecik'te ele geçen mimari ve seramik buluntuların MÖ 10.- 7. yüzyıl arasındaki tarihleriyle, Patara Hitit Lukkası'ndan Homeros Lykiası'na kesintisiz geçmiştir. Kent MÖ 540 dolaylarında Karia üzerinden gelen Pers komutan Harpagos'la Perslere, MÖ 516/15 yılında Sardes'teki  'Birinci Satraplığa' bağlanmış; MÖ 469/68 Eurymedon Deniz Savaşı'ndan sonra Attika-Delos Deniz Birliği'ne katılmıştır. Patara Beylerinden I. Vekhssere MÖ450-430/25 tarihlerinde ve II. Vekhssere ise MÖ 430/20-410/400 yıllarında sikke bastırmışlardır.

Kent MÖ 334/33'te Büyük İskender'e kapılarını açmış, Ptolemaios Philadelphos'la MÖ 281 Korupedion Savaşı sonrasında Mısır egemenliğine geçerek yaklaşık yüz yıl boyunca bu kralın eşi Arsinoe'nin adını almıştır. MÖ 197'de başlayan Seleukoslar egemenliği, Romalılara karşı kaybedilen Magnesia Savaşı'nın ardından MÖ 189/88 yılında imzalanan Apameia Anlaşması'na kadar sürmüştür. Romalılar tarafından bağlaşığı Rhodos'un yönetimine bırakılmayı içlerinde sindiremeyen Lykialıların dirençle sürdürdüğü özgürlük  mücadelesi, MÖ 168/67'de amacına ulaşmış; 'Lykia Birliği' nin kurulmasıyla Roma Senatosu Lykia'nın bağımsızlığını tanımıştır. Livius'un 'caput gentis lyciae = Lykia soyunun başı' olarak tanımladığı Patara da 'Lykia'nın Başkenti' olmuştur.  Stratejik önemdeki limanı, Patara'yı MÖ 1. yüzyılda Mithridates Eupator, Sulla, Caesar ve Brutus gibi isimlerin başında olduğu gelişmelerin içine çekmiştir.

MS 43'de Lykia, İmparator Claudius'un emriyle bir Roma Eyaleti'ne dönüştürülür. Hem bu yeni 'Lykia Eyaleti'nin', hem de MS 74 yılında İmparator Vespasianus tarafından oluşturulan 'Lycia et Pamphylia' çifte eyaletinin başkenti de Patara'dır. Pax Romana sürecinde Pataralılar MS 131 yılında İmparator Hadrianus ve karısı Sabina'yı ağırlar. Ticaret ve Apollon kehanetiyle  gelen yüksek yaşam düzeyiyle Patara, Lykia'nın en büyük ve zengin kentlerinden biri olur. Konstantinopolis merkezli Doğu Roma'nın (Byzans) temellerini atan İmparator Konstantinopolis zamanında (MS 312 -337) Lykia Pamphylia'dan ayrılır, yeniden tek eyalet haline getirilir.

Patara, özellikle limanıyla yeni İmparatorluk başkenti Konstantinopolis'ten Doğu Akdeniz'e uzanan Ege deniz yolu üzerindeki vazgeçilmezliğini sürdürür. Kent; Patara Piskopose iken, 20 Haziran 312'de Ortodox dünyasının çok önemsediği dramatik bir ölümle burada din şehidi mertebesine erişen Lykia'nın ilk piskopusu Aziz Methodius ve MS 4. yüzyılda burada doğan, yetişen ve tüm dinsel öğretisini Patara'da geliştiren çağdaş dünyanın  Noel Babası Aziz Nikolaos ile Hristiyanlık tarihinde çok ayrıcalıklı bir konuma sahiptir.

MS 381. Konstantinopolis Konsili'nde Lykia'yı temsil eden Pataralı Piskopos II. Eudemos'un mezarı ve kilisesi de bu kentte yer alır. MS 541'deki veba salgını, nüfüsun azalmasına yol açmış; MS 7. ve 8. yüzyıllarda süreklileşen Arap akınları nedeniyle halk, dağlık Lykia'ya çekilmeye başlamıştır. Yine de kent MS 10.yüzyılda hala Doğu Roma İmparatorluğu'nun  denis üssüdür. Patara MS 12.yüzyılda, limanın güneyindeki düzlüğü kuşatan kalın bir surla kendi içine kapanmış bir Ortaçağ liman köyüne dönüşür. MS 1140 yılında, İzlandalı hacı Nicholas von Pvera, Aziz Nikolaos Ruhban Okulu'nu ziyaret ettiğini anlatır. MS 1176 Myriokephalon Savaşı'yla Lykia da yoğun biçimde Türkleşme ve İslamlaşma sürecinin içindedir. Bu dönem kentte şimdilik küçük bir hamam ve surlardaki onarımlarla temsil edilir. Patara'dan son haber MS 1478 tarihlidir. Cem Sultan buraya o yıl, babası Fatih Sultan Mehmet'in buyruğu üzerine Rhodoslular ile bir anlaşma yapmak için gelmiştir. Eşen Çayı'nın taşıdığı kumlar en geç MS 16. yüzyıldan itibaren liman ağzını ufak teknelere bile geçit vermeyecek biçimde oturmuş; doğuşunu borçlu olduğu liman denize kapanınca ve bir iç göle dönüşünce Patara kentinin kapıları da tarihe kapanmıştır. 

Patara'daki bilimsel kazılar 1988 yılında Prof. Dr. Fahri IŞIK tarafından başlatılmıştır.

Patara'nın simgesi olan tak, kara yönündeki 'karşılayıcı' konumuyla 'kente girişi' simgelemektedir. Tam mermerleşmemiş yerel kireç taşının kullanıldığı takın duvarları düzgün izodom tekniğindedir. 19.00 m uzunluğunda ve 10.00 m yüksekliğindeki yapı, dört adet ayak ve arasındaki üç kemer açıklığından oluşmaktadır. Yan kemerlerin açıklığı 2.50 m, orta açıklık ise 3.60 m'dir. Kuzey ve güney cephelerinde orta ayaklar üzerinde nişler bulunmaktadır. Cepheler ayrıca orta açıklığın iki yanındaki ikişer ve dış  ayaklar üzerindeki birer konsolla zenginleştirilmiştir. Nişlerin içinde heykellerin,  konsolların üzerinde ise büstlerin durduğu tahmin edilmektedir. Takın tam ortasında üstte bir açıklık yer alır. Bu açıklığın üst kapama taşına, büyük boyutta bir sunak kabartması işlenmiştir. Yapının üstü trygliph-metop sırası ve bir kornişle vurgulanmıştır. Orta açıklıktan itibaren Tak'ın batı yarısı içinden bir künk sırası geçmektedir. 

Doğu ayağı ise - bugün modern yolun altında kalmış olan ve aynı yönden gelen bir duvarla birleşiktir. Doğu cephedeki sağır duvarın aksine, batı cephesinde 15.52 m kotunda bir çörten yer almakta ve bu çörtene bağlanan pişmiş toprak künk sırası halen yerinde durmaktadır. Tak'ın batı ayağında, bu çötenin altında zemini özelbir harçla kaplanmış, 5.50*7.77 m boyutunda bir havuz yer almaktadır. Çift çidarlı duvarları 1.00- 1.25 m kalınlığında olan bu su deposunun tabanı, içinde küçük taşların bulunduğu bir izolasyon harcı ile kaplanmıştır. Havuzun yapıyla olan organik bağı, bu Tak'ın su yönelik işlevinin ilk yapıldığı andan itibaren var olduğunu gösterir.

Kuzey cephenin kornişi üzerinde 'Lykia Ulusu'nun Başkenti Patara Halkı' yazısı yer almaktadır. Yine kuzey ve güney cephe konsollarındaki yazıtlarda ise Lykia Birliği ve Lykia Ulusu'nun başkenti Patara halkı; Lykia ve Pamphylia Eyaleti Genel Valisi Mettius Modestus'u, babası Mettius Rufus'u, annesi Honorata'yı, valinin tanrısını ve Patara kentinin kendi hayırseverlerini onurlandırmaktadır. Mettius Modestus, İmparator Traian'ın valisi olarak MS 100 yılı civarında Patara'da oturmuş olmalıdır. Tak'ın önünde kent merkezine yönlenen ve 23.00 m genişliğinde olan cadde doğu ve batı yönlerde revaklarla sınırlandırılmıştır. 

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yapın

Talep Gönder