24/7 Destek +90 530 233 81 82

Genel

Xanthos

Tarihleri boyunca birçok istilaya uğramalarına rağmen, Likya’lı özelliklerine canları pahasına sahip çıkan Xanthos’luları, çevirisini Azra Erhat’ın yaptığı, Xanthos kazılarında ele geçen bir tablet üzerindeki şiir, böyle anlatıyor.

Likya uygarlığının en büyük ve en önemli kenti olan Xanthos’un adı, Likya tarihiyle bütünleşmiş gibidir. Fethiye-Kaş karayolu üzerindeki Kınık köyünde yer alan, asırlar boyunca zorba istilacılara ve haksız yağmalamaya karşı gösterdiği başkaldırıları ile ünlü bu onurlu kent, ne yazık ki 1838 yılında Sir Charles Fellows tarafından British Museum adına yapılan tarih yağmacılığı karşısında çaresiz kalmıştır. Böylesine görkemli bir uygarlışa ait yüzlerce eserin acımasızca yerlerinden sökülerek gemilerle ait olduğu topraklardan binlerce kilometre uzaklıktaki İngeltere’ye taşınmasına rağmen, geride kalabilenler de Likya uyğarlığının en güzel örneklerindendir.

Xanthos’un tarihteki ilk kaydı MÖ 540 cıvarında Pers generali Harpagos’un küçük Asya batısını işgalinde ortaya çıkmaktadır. General, Karya’dan Xanthos vadisine yürümüş, burada Likya’nın büyük direnişi ile karşılaşmıştır. Düşman ordusunun sayıca üstünlüğü karşısında kentte mahsur kalan halk karılarını, çocuklarını, esirlerini ve tüm mallarını Akropol’e toplayıp, ateşe vererek tek kişi sağ kalmayana dek savaşı sürdürürler. Savaş sırasında kent dışında olan 80 kadar aile Xanthos kentini yeni baştan kurarlar.

Pers hakimiyetinden sonra B.İskender tarafından alınan Xanthos, MÖ 309’da Ptolemy hanedanının daha sonra da Suriye kralı 3. Antiochos’un eline geçer. Kentinin kuzey kapısının bir yanında bulunan üzerinde ‘’Kral Büyük Antiochos, kenti Leto, Apolo ve Artemis’e adamıştır’’ yazılı bir kalıntıdan, Xanthos’a zorla sahip olamıyacağını anlayan Antiochos’un kent halkıyla anlaşma yolunu seçtiği anlaşılmaktadır.

Kısa bir süre Rodos egemenliğinde yaşayan kent, MÖ 42’de Marcus Antonious ile giriştiği savaşta para ve asker toplamak için Likya’ya gelen Brutus tarafından işgal edilir. Günlerce süren kıyasıya bir savaşın sonunda daha fazla dayanamıyacaklarını anlayan kent halkı, teslim olmak yerine tarihlerinde ikinci kez intihar ederek tüm kenti ateşe verirler. Kent düştüğünde, elinde evini ateşe verdiği meşale, kucağında ölmüş bebeğinin cesedi olan bir kadının şehir meydanındaki ipe asılı cesedini gören Brutus’un gözleri yaşlarla dolar, ve askerlerine canlı ele geçirecekleri her Xanthos’lu için büyük ödüller vaadetmişsede, bu büyük felaketten sadece 150 Xanthos’lu sağ olarak ele geçirilebilmiştir.

Likya İmparatorluğu’nun desteği ile yeniden toparlanan Xanthos, İmparatorluk döneminde Likya kentlerinin en ünlüsü olmayı sürdürür. Vespasian kemeri, yeni bir tiyatro, agora gibi birçok yapının inşaa edildiği bizans döneminde piskoposluk merkezi olan Xantos 7. YY’daki arap akınlarıyle zayıflayarak önemini yitişmiştir.

Xanthos’a girerken, sol tarafta hellenistik döneme ait şehir kapısı ve bunun hemen üstünde İmparator Vespasian kapısı yer almaktadır. Yolun sağındaki kalıntılar British Museum’a taşınmış olan ünlü Nereidler Anıtı’nın podiumudur.

Roma tiyatrosunun güney kısmında Likya Akropolü yer almaktadır. MÖ 5. YY’da yapılmış olan akropol, çokgen taşların işlenmesinden oluşan bir duvarla çevrilidir. Duvarın kuzey cephesi tümüyle Bizans dönemine ait olup, kuzey-doğusunda 4 m yüksekliğinde bir anıt mezar yükselir. Büyük bir manastır, ve duvara yaslanmış bit kilise akropol çevresindeki diğer tarihi kalıntılardır, Tiyatronun batısında çok iyi korunmuş olan iki özgün Likya yapıtı vardır. Kuzeydeki ünlü Harpy anıtının yüksekliği, mezar odası ve kapağı ile birlikte 5,5 m.yi bulmaktadır.

Mezar ilk ortaya çıkarıldığında, kuzey ve güney cephesinde yer alan kuş kanatlı, kadın başlı figorlerin anıt mezara adını veren Harpy’ler olduğu sanılmışsada daha sonra bunların ölülerin ruhlarını tanrılara tasıyan sirenler olduğu anlaşılmıştır. Harpy anıtının hemen güneyinde MÖ 3.YY’da yapılmış yüksek bir kaide üzerine oturtulan Likya mezar anıtı yer almaktadır. Sütün mezar şeklindeki bu anıt yekpare olmayıp içerisini boş bırakacak şekilde üstüste konulmuş dilimlerdenoluşmuştur.   

Biraz daha güneyde imparatorluğun ilk dönemlerinden kalma olduğu sanılan mezar odası ile bir kule görünümündeki 3.bir mezar kalıntısı daha vardır. Bu anıtların kuzeyindeki Roma agorasının hemen arkasında Xanthos’un ünlü dikilitaş’ı yer almaktadır.  Bu sütun mezar niteliğindeki anıt dört yüzündeki  yazıtlar nedeniyle oldukça önemli bir tarihi belgedir. İkiyüzellinden fazla satırı ile Likya dilinin en önemli yazıtlarından biri olarak kabul edilen mezar üzerindeki yazılar dil açısından üç bölüme ayrılır: Güney yüzeyden başlayarak  tüm doğu yüzünü ve kuzey yüzünün bir kısmını kaplayan bölüm bilinen Likya dilindedir. Bunu 12 satırlık bir Yunanca hiciv izler. Kuzey cephesinin kalan kısmı ile batı yüzü anlaşılması çok güç olan törensel bir Likya dilinde yazılmıştır.

Hellenistik ve Roma dönemlerinde kentin yerleşim merkezi olarak kullanılan agoranın,doğusundaki geniş alanda çok büyük bir Bizans bazilikasının temelleri aslan kabartmalarıyla süslü bir lahit kapağı, muhteşem kabartmaları şu an British Museum’da bulunan Pavaya Lahit Mezarı’nın kalıntıları yer almaktadır. Takdir edersiniz ki bu kadar geniş bir uygarlığın tarihini kısıtlı birkaç sayfaya sığdırabilmek mümkün değildir.

Yukarıda sıralamaya çalıştığımız belli başlı tarihi eserlerin yanısıra, çok geniş bir alana yayılan Xanthos kenti kalıntılarının büyük bir kısmını British Museum’da ziyaret edebilirsiniz.

Letoon

Adından da anlaşılacağı gibi Apollon ve Artemis’in  anası, Likya’nın ulusal ana tanrıçası Leto adına kurulmuş bir kenttir. Fethiye’ye 60 km uzaklıktaki Likyanın dini merkezi olan Letoon’da, antik çağda Likya birliğinin ulusal dini festivalleri düzenlenirdi. Tanrıça Leto ve çocuklarına ilişkin yüzlerce efsaneden birinde, tanrıçanın Likya ülkesine gelişi şöyle anlatılmaktadır. ‘’Tanrılar tanrısı Zeus güzel saçlı Leto’ya aşık olur. Çapkın tanrı Zeus’un kıskanç eşi tanrıça Hera, Leto’yu birtürlü rahat bırakmaz ve onun Zeus’tan olan çocuklarını doğurmasına engel olmak ister. Oradan oraya sürüklenen Leto, sonunda binbir güçlükle ulaşabildiği Anadolu kıyılarındaki Likya ülkesinde doğurur, çocukları tanrı Apollon ve Tanrıça Artemisi’’.

Antik kentin en önemli bukuntularından biri olan Hadrian dönemine ait çeşme ve havuz kalıntıları bugün sular altındadır. Geniş bir alana yayılmış olan diğer kalıntıların merkezinde, yanyana yapılmış üç tapınaktan, avlusunu on bir sutunun çevrelediği MÖ 2.YY’ın son yarısından kalma dorik tarzlı tapınağın tanrıça Artemis’e ait olduğu, tapınağın çevresinde yapılan kazılardan elde edilen Likçe bir kitabeden anlaşılmaktadır.

En batıdaki tanrıça Leto’ya ait İon tarzı tapınakla tanrıça Artemis tapınağının arasında, tanrı Apollon’a ait olduğu sanılan üçüncü tapınak yer almaktadır. Yörenin Kuzeyinde, tapınaklarınkarşısında yer alan hellenistik devir tiyatrosu, dağı oymak suretiyletepeye doğru düzgün satıhlı dörtköşe taşlardan yapılmıştır. Oturma yerlerinden iki tarafına üstü kapalı birer geçitle çıkılan tiyatro, bugün çok iyi durumdadır. Güneybatıdaki geçidin iç duvarında Dionysos, Silenis ve bir satir’e ait olduğu sanılan onaltı mask bulunmaktadır. Kuzey-batı girişine yakın bir mezarla, tiyatro girişi arasında 9 m uzunluğunda 15 m genişliğinde poligon bir duvar yer almaktadır.

Letoon kazılarında ortaya çıkarılanüç yanında Aramice, Grekçe ve Likçe yazılar bulunan bir kitabe Likya dilininçözümlenmesi bakımından oldukça önemli bir belgedir. Kitabede Likya ve Karya satrabı Pixodares’in bir kararnamesi yazılıdır. Buluntuları MÖ 3.YY’a kadar uzanan Letoon kenti MS 3.YY’a kadar varlığını sürdürmüştür.

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yapın

Talep Gönder